Run No : 339

Date: 09.07.2006

Location: Çağlarca

Hares: Blooming Guy, Foxy Lady, Soner

 

 

 ../Images/DSC00584.jpg

 

Yaz sıcaklarının kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı bir Pazar günü yeniden bir araya gelmiştik. Havanın sıcak olmasına karşın kalabalık bir hasher grubuyla Feslikan Yaylası’nın eteklerinde Çağlarca mevkiinde toplandık.

 

Bir grup hasher, bir gün öncesinden burada kamp kurmuş ve gecelemişti. Onların maceraları, geçtiğimiz hafta içinde dilden dile, pardon, mailden maile dolaştı durdu. Başta GM olmak üzere, Blooming Guy, Hot Shot, Commander, Jack Off, Al Pacino, Dirty Guy ve zevcesi Foxy Lady, Big E ve ailesi, tanımayanların kırk yıllık hasher zannettiği çiçeği burnunda hasher Soner, Cumartesi akşamından çadırlarını ve uyku tulumlarını yüklenip kamp yerine varmışlardı. Gecenin oldukça keyifli geçtiği aldığımız duyumlar ve kayıtlar arasında yer almakta.

 

Sabah olduğunda ise Blooming Guy, Foxy Lady ve Soner bizlere güzel bir gün geçirtmek için canla başla kızgın güneş altında çalışmış ve son zamanların en gerçek “hash” parkurlarından birini hazırlamışlardı: Şehir sıcaktan kavrulurken, serin ve rüzgarlı bir güzergahta yaklaşık 8 km’lik bir yürüyüş... Yine de bazı hasherlar yolun başında yürümekten vazgeçip zamanlarını kamp yerinde değerlendirmeyi tercih ettiler. Çok da haksız sayılmazlardı; çünkü ağaçlar altında oldukça serin bir yerde kurulan kampın tepeden Antalya’ya hakim eşsiz bir manzarası vardı.

 

Her ne kadar az nemli ve serince bir hava olsa da, güneşin yakıcılığı kendini açık alanlarda hissettiriyordu. Ama harelarımız hizmette de başarılıydılar. Yolun yarısında yaptıkları içecek servisi parkurun uzunluğunu kısmen de olsa unutturdu. Ancak bu kadar uzun bir parkurda unuttukları en önemli nokta “holding check” idi. Ancak GM’in 4.km deki CP# i HC# yapmasıyla grup bir araya gelebildi. Durmaksızın bir buçuk saat kadar yürüdükten sonra toplanma merkezine varmak günün en keyifli anıydı bizler için.

 

Circle toplandığında GM, herkesin geçen sayıdaki hash news’ü dikkatlice okumasını istedi. Night Hash’i içeren bu sayı, düzenli katılan katılmayan herkes tarafından okunmalı ve üzerinde iyice düşünülmeli. GM’i tanıyanlar, onun kolay kolay böyle bir yazı yazmak zorunda hissetmediğini iyi bilirler. Evet sevgili hasherlar, eğer böyle bir yazıyla bir daha muhatap olmamak istiyorsak, Antalya Hash’in ruhunu yeniden diriltelim.

 

Parkur iyiydi, kötüydü, kısaydı, uzundu, kolaydı, yorucuydu, vs. Her neyse, sonuçta her zamanki gibi parkur iğrenç bulundu ve Blooming Guy ve tayfası gereken cezayı alarak açılışı yaptı. Yeni katılanların kendilerini tanıtmalarından sonra (ne tanıtmaysa – ne sesleri duyuldu ne söyledikleri anlaşıldı – benim bile aklımda kalmamış ! Ancak Potten Bush’un İsveç’ten gelen kardeşi ile Norveç’ten gelen arkadaşının benim nick name’im “Too Psycho” demesi GM’ tırsıttı)) Blooming Guy kendi geleneğini bozmadan buzun üzerindeki kadrolu yerini alıyordu. Dakikalar ilerliyor fakat o yerinden kalkmak bilmiyordu.

 

Artık bir değişiklik gerektiğini düşünmüş olmalı ki GM, isim verme törenini başlattı. Breezy’nin her zamanki seremonisi eşliğinde Sefer Onursal, Big-E adını alarak Antalya Hash ailesine gerçekten katılmayı hak etti. Dom Dom’un törene her nedense katılmaması ve ketçap ve mayonezin tutukluk yapması sonucu arkadaşımız ucuz yırttı. Sonrasında ise bu törene duyduğu şükranlarını Breezy’e sarılarak gösterdi. Sıra hasshit’e geldiğinde ise tartışmasız tek aday vardı: Big-E. Nasıl olsa yeterince unlanmış ve çamura bulanmıştı. O da zaten gönüllü olarak kabul etti hashit’liği. İlerleyen dakikalarda benim dikkatimi çeken fazla enteresan bir şey olmadı. “Serbest takılın” komutuyla yemek sırasına hücum etmek alışılmış bir durum nasıl olsa. Indy’nin mükemmel müzikleri eşliğinde yenilen yemek ve sonrasında alınan kalorileri eritmek için yapılan danslar ayrı bir neşe kattı ortama.

 

Birden ikinci circle toplandığında herkes biraz şaşırdı. GM, şikayetleri dinleyip gereken cezaları verecekti. Yeni ve genç arkadaşlarımızdan biri “Norveç’ten gelen”olayın derinliğine vakıf olamadığı için (yeni ve genç olmasına vermek gerek aslında) GM gerekeni yaptı ve birahiyi eline tutuşturuverdi. Zaten o ana kadar Tophane’den, pardon Uludağ’dan aşağı kendini salmış olan arkadaşımız, kaya kaya Antalya sahiline ulaşmıştı. Bir de birahiyi alınca eline, neye uğradığını şaşırdı. Gözlerimiz o anda Harriett’i aradı durdu. Bugüne kadar Harriett, Noname ve bir iki kişi dışında kimse bir dikişte yuvarlayamamıştı birahiyi.

 

Arkadaşımız da önce bir denedi, yemedi, buza oturdu ve bir daha denedi, o da yemeyince sonunda açılmayan şemsiye hesabı başından aşağı döküverdi canım birayı. Yazık oldu o sıcak günde canım birahiye.

 

Neyse, eskiler zaten biliyor da, yeniler de öğrenmiş oldu GM ile şaka olmayacağını. Olan da Potten Bush’a oldu. Arkadaşı eve kadar nasıl idare etti bilinmiyor. Umarım arabası temiz kalmıştır.

 

İki hafta sonra yeni bir parkurda buluşmak üzere, bunaltıcı yaz sıcaklarında bizleri yalnız bırakmayan tüm hasherlara selam olsun.

 

On on

 

Ball Shaker